14 Ağustos 2014 Perşembe

Kader nedir, ne değildir?

Kader denen bir şey var fakat biz bunu kendimize göre yorumluyoruz ve her şeyi ona bağlıyoruz. Bazı şeyler kader ama unuttuğumuz geri kalan her şey sadece bizim elimizde. Aldatılmak, aldatmak, adam öldürmek, seçtiğimiz arkadaşlar, olmayacak şeylerin peşinden gitmek vb. Bunlar kader değil bunlar bizim seçimlerimiz. Önümüzde bir çok yol varken biz birini öldürürsek; katil oluruz. Bu bizim kaderimiz değil seçimimizdir. Onu öldürmek yerine Allah'a da havale edebilirdik ya da hukuksal yollarla hakkımızı da arayabilirdik. Bu sebeple sıkça kullanılan "kader mahkumu" tabiri gibi tabirler oldukça yanlıştır.
Kaderimiz olup değiştiremeyeceğimiz beş tane olgu vardır.
1.Doğum (ne zaman, nerede, nasıl doğacağımız vb)
2.Aile seçimi (Annemiz, babamız, kardeşlerimiz vb)
3. Evlenme (ne zaman, nasıl, kimle, kaç kere evleneceğimiz vb)
4. Çocuklarımız ( cinsiyeti, huyu, olup olmayacağı vb)
5. Ölüm (nerede, ne zaman, nasıl öleceğimiz vb)
Bunları değiştiremiyoruz çünkü vermemiz gereken bazı sınavlar ve edinmemiz gereken bazı öğretiler var. Fakat bu beş olgu dışında diğer her şey bizim elimizde; olaylar karşısındaki tepkimiz, mesleğimiz, para durumumuz, arkadaşlarımız, yediğimiz, içtiğimiz, aile içindeki huzurumuz mutluluğumuz ve bunun gibi yaşamımızdaki diğer olgular.
Nice insanlar ne yaşadığını bilmeden değiştirebileceklerini değiştirmeyerek, kadere bağlayarak yitip gittiler. Hala bu bilinçle yaşayıp ömürlerini tüketen insanlar mevcut. Nedeni şu ki değişim cesaret ister. Cesaret ise çok yüce bir özelliktir. Bu özelliğe sahip kimseler kader kavramına sığınmadan hayatlarında  değişmesi gerekenlere el atıp  mutlu oldular. Cesareti olmayanlar ise kadere sığınıp yok oluyorlar. Bize verilen bu ömür bir kerelik. Bir daha bu bedende olmayacağız. Memnun olmadığımız ne varsa yerine istediklerimizi koymak için hiç bir zaman geç değil.
Şimdi düşünme zamanı siz hayatınızda neleri kader diyerek kabulleniyorsunuz? Seçim sizin, yollar açık. Hadi biraz cesaret!!!
sevgiler...

8 Ağustos 2014 Cuma

Gerçekten ruh eşinizle mi birliktesiniz?

Bu aralar dikkatimi çeken; yalnız kalmamak adına bırakması gerektiği halde eşini veya sevgilisini bırakamayan insanlar ve bu sebepten dolayı saçma sapan yaşanan ilişkiler. İllaki bir ilişkim olsun diye aldatıldığı halde devam edenler, sürekli kavga ettiği anlaşamadığı halde alttan alıp devam edenler, biten ilişkiyi başkasına alışamam artık deyip de devam ettirmeye çalışanlar vb (ailevi ve maddi sebeplerle boşanamayanlara lafım yok). Biz bunları yapmaya çalışırken kendimize değer vermediğimizin farkında değiliz beni üzen bu. Ayırt edemediğimiz biz ilişkiyi üzülmek, kavga etmek, ağlamak, paranoya yapmak için yaşamıyoruz; mutlu olmak için yaşıyoruz. Şuanda ilişkiniz varsa ve bu yazıyı okuyorsanız sorgulayın siz bu ilişkide mutlu musunuz, bu ilişki sizi tatmin ediyor mu, yalnız kalma korkusuyla mı devam ediyorsunuz yoksa alışkanlık haline geldi de kopamıyor musunuz?
Gerçekten sevdiği ve mutlu olduğu için ilişki yürüten insanlar çok az. Yalnız kalma korkusu da alışkanlık haline getirmek de tüm bitmesi gerekip de bitemeyen ilişkilerin ana sebepleri. Hepimiz bu hayatta deneyim kazanmak ve yeni bir oluşumda bu deneyimlerimizden faydalanarak daha iyisini yaşamak için buradayız. Bu aşamada bir çok insan hayatımıza girip bize öğretmenlik yapıp süresi dolunca gidiyor. Biz ise tembel öğrenciler gibiyiz; dersi bir türlü alamadığımız için hep öğretmenlerimizi arıyor aynı dersi bir daha vermesini istiyoruz. Bilmemiz gereken şu ki gidecek olan gider, zaman dolmuştur, o ders o süreliktir. Dersini al tecrübeni edin bir dahakine bilgili ol. Bu yolun sonunda sizin için en iyi olan kişi var çünkü ( bizim için en iyi olan kişiye tecrübesiz gitmek istemeyiz değil mi!). En iyisine deneyim kazanmak için yoldaşlarını zamanı geldiğinde bırakmayı bil. Herkesin bir ruh eşi var. Aradakiler bizi ona daha iyi halde ulaştırmaya çalışan yardımcılarımız. Zaman ise çok kıymetli biz yardımcılarla gereksiz zaman geçirirken ruh eşimizi o kadar ertelemiş oluyoruz.
Ruh eşiniz olan kişiden şüphelenmezsiniz, yanında mutlu ve huzurlusunuzdur, ilişkide sorunlarınız çok azdır olsa da her iki taraf eşit alttan alır, koşulsuz sever ve sevilirsiniz. Şimdi düşünün siz ruh eşinizle mi berabersiniz yoksa korkularınız yüzünden kendi değerinizi hiçe sayarak zaman kaybı içinde misiniz? Gitmeniz gerektiğinde karşıdan tek beklentiniz yolcu etmesi olsun. Şayet giden varsa yapacağınız sadece yolcu etmek olsun.

sevgiler...