18 Haziran 2014 Çarşamba

Neden aldatıyor, aldatılıyoruz?

Bu aralar çok konuşulan bir konu var ''aldatmak'' daha doğrusu ''aldatılmak''. Ben bu konuda kadınlar üzerinden gideceğim fakat şu da bir gerçektir ki erkekler kadar kadınlar da aldatıyor. Tabii toplum baskısı sebebiyle ya ortaya çıkarılmıyor ya da kadınlar bu işi çok iyi gizliyor. Kısacası kadın erkek ayırt etmeksizin herkes bu durumdan muzdarip bir hal alıyor.
Neden aldatır veya aldatılırız? Bu konuda kendi fikirlerim ve yapılan araştırma sonuçlarından bahsedeceğim. Ev ortamı sürekli huzursuzsa, eşlerde sürekli bir anlaşamamazlık varsa, kadın kendini evlilikten sonra saldıysa(bakımsızsa), kadın erkeğin isteklerine cevap veremiyorsa, taraflardaki herhangi bir eksiklikten ve  kişinin eşine kendini ispatlamaya çalışma isteğinden (bana sorarsanız en çok bu sebepten) bu olay gündeme geliyor. Bu son söylediğimi özellikle erkekler yaş biraz daha ilerlediğinde çok yapıyor. Aslında erkeklerin bu olayda verdiği bir mesaj var ''Kaç yaşında olursam olayım bak bende hala iş bitmedi hanııııım!!''. Tabii bu söylediğim şeyleri kadınların erkekleri aldatma sebepleri olarak da çevirebiliriz; ben kadınlar üzerinden gideceğimi söylediğim için tek taraflı açıklamalarda bulundum.
Genele bakarsak suç sadece aldatan da değil, aynı zamanda aldatılanda da. Evlilikte veya birliktelikte huzur ve sakinlik çok önemli çünkü sürekli kavga, gürültü, dırdır karşı tarafın daha huzurlu bir yere kaçmasına neden olur. Evlendikten sonra  ,alan almış satan satmış havasına bürünüyor çiftler. Tabii bu çok yanlış; herkes karşısındakinin ilk gördüğü gibi  bakımlı ve güzel olmasını ister.  Eşlerin birbirine sevgi ve cinsellik anlamında da yetebiliyor olmaları bence bu meselede en önemli konu. Bu konudaki cümlemi de en çok biz kadınlara söylüyorum; erkekler poh pohlanmaktan çok hoşlanır; siz eğer onları eleştirir, rencide ederseniz veya işe yaramadıklarını ima ederseniz onlar da size işe yaradıklarını kanıtlarlar!Bunların hiç birine gerek yok. İki seven kişinin birbirini bulması, birlikte olup yuva kurması da kolay işler değil. Biliyoruz kurmak zor fakat yıkmak çok kolay!
Aldatıldığımızı öğrendiğimizi varsayalım, o zaman ne yapmalıyız? Tabii ki ilk önce sakin olmalıyız. İlk aşama tamamen emin olmak. Emin olmadan ne eşimize ne de başka bir yakınımıza (annemiz, danışmanımız dahil) asla tek kelime bile etmemeliyiz. Emin olana kadar izlemek en doğrusu, ucunda rezil olmak var. Emin olduğumuz zaman ise ilk 48 saat bu durumu yine hiç kimseyle paylaşmayıp ne yapmamız gerektiğine karar vermeliyiz. Çünkü herkese ilan etmek ve akıl almak kafamızı karıştırır. Doğru karar alamamakla birlikte bir de barışınca bu durumumuzu paylaştığımız kişilerle bağımızı kesmek durumunda kalabiliriz. Fakat kimsenin olandan bitenden haberi olmazsa bu iş kolaydan unutulur gider. Böylece kimsenin de ağzına da laf vermemiş oluruz.
İlişki sizin ilişkiniz. Kendiniz için en doğru kararı ancak siz verebilirsiniz. Önemli olan özsaygıyı yitirmemek ve en değerli olanın siz olduğunu unutmamak.
Sadakatle kalın.

11 Haziran 2014 Çarşamba

oldurmaya çalışmak zayıflık, yenisini denemek cesarettir

Şu sıralar herkesten duyduğum bir problem var ki o da eski sevgilileri unutamama ve onlar hakkında sürekli şikayet etme. Tek bir problem dedim çünkü bu sorunların ikisi de tek bir sebebe bağlı, o da tecrübe edinememe. Bu konuyu çok güzel anlatan bir örneğim var. Hayatı bir yol olarak düşünelim. Karşımıza çıkan her insan bizim yol arkadaşımız ve biz her yeni yol ayrımında farklı yol arkadaşları ediniyoruz. Yol sadece bizim yolumuz. Onlar sadece bize her dört yol ağzında hangi yöne gitmemiz gerektiğini gösteren kişiler. Biz ise o kişileri yolumuz gibi görüyoruz. Aradaki farkı anlayarak yolumuzda gitsek doğru yönü takip edip hedefimize ulaşacağız. Hedef gitmek istenen yer ise eğer o zaman bize yardım eden kişilere minnet duymalıyız. Bizi yanlış bir tarafa da çekmiş olsalar yine de teşekkür etmeliyiz onlara. Çünkü o yolun yanlış olduğunu anlayıp  geri dönmemizi ve diğer yönü çok daha tecrübeli olarak denememizi sağladılar. Biz onlara teşekkür edip bu dünyada onlara veda etmezsek bunca tecrübeyi hiçe sayıp tekrardan aynı yola saparız ki, bu da hedefe doğru giderken bizi zaman kaybına uğratır.
En büyük hatalardan bir diğeri ise biten bir şeyi tekrardan tecrübe etmek. Denenmişin denemesi ve yaşanan şeyin tecrübesi olmaz. Şöyle bir düşünün bu ilişki niye bitti? Şu veya bu sebepten. Bir hata olmasa biter miydi? Hayır. Peki bir şey ilk başladığı gibi olabilir mi? Hayır. Biz o kişiyi veya olayı değiştirebilir miyiz? Hayır. Belki değişeceğine inandırırız kendimizi ama asla değişmez. Aynı sorunları ya bir ay ya da iki ay sonra daha şiddetli bir şekilde yaşarız; çünkü o durumda bu kişiyi veya bu olayı kabullendiğimiz için daha da fazlası yapılsa yine kabul edeceğimiz düşüncesini veririz karşımızdakine. Yine başa döndük. Giden ne oldu? Koskoca bir zaman ve bununla beraber yıpranan biz.
Unutulmamalıdır ki herkes kendisi için en değerli olandır. Var olanı terk etmezsek yenisine ve daha iyisine yer açılması mümkün değildir. Gitmeyen şeyin tecrübesini alın, affedin, ilişkinizi kesin ve yenisine,daha güzeline yer açın. Onu hayatınıza davet edin.
Oldurmaya çalışmak zayıflık, yenisini denemek cesarettir.